Diken dala, dal yaprağa, yaprak goncaya hayran! Dal dikensiz, yaprak dalsız, gonca yapraksız olmaz! Nefis can'a, can bedene, bedense ruha hayran! Can nefissiz, beden cansız, ruhsa bedensiz olmaz.!

Uyanmak


Uyanmak gözün gördüğünü aklın idrak etmesidir. Aklın idrak ettiğini kalbin kabullenmesidir.
Az uyuyacaksın. Çok az uyuyacaksın. O zaman uyku ile uyanıklık neredeyse aynı hale gelir! Dikkat edin uyanmaya yakın rüyalar hatırlanır, neden? Aklın idraki daha kuvvetli olduğu için. Uykuyu azalttığınız zaman gözleriniz kapalı olsa bile dinlenirsiniz, uykuya ihtiyacınız kalmaz. İnsanı yoran uykusuzluk değildir, insanı yoran vücudun yorgunluğudur!

İslamboli
.....dost satılan veya ucuz menfaatlere tercih edilen şey değildir,
sır ise dostta güzel ve güvendedir. Vesselam!

İslamboli

ZİKR'İN HAKİKATİ HAYATTIR.

İslamboli

İNSANLAR ARASINDA LAF TAŞIYAN VE OLMAYAN BİRŞEYİ VARMIŞ GİBİ ETRAFA ANLATAN KİŞİ ZALİMİN TA KENDİSİDİR, ALLAH ZULMÜ ŞÜPHESİZ ZALİMLERİN ÜZERİNE ÇEVİRİR!

İslamboli

İklim i aşk ile yağan yağmurdan
kavuşup toprağa biten daneyim!

 

İslamboli

...var oldun mu bir kere, ölüm yok artık! 
 ölüm dediğin yaşamayı unutmak!  
gömülse de bedenler mezarlara,  
ölümsüz aşklarla yüreklerde yaşamak!

İslamboli


Sultanı Şehrullah



Boynunda halkası olan zincirin çektiği yere gider...


nefsi hevasını kılavuz tutmuş bin türlü hikaye uydurur ahmak
haramı helali sormadan yutmuş kibr ile kinaye uydurur ahmak
cehalet diz boyu alimler susmuş zan ile sermaye tutturur ahmak
cesaret köşede korkudan pusmuş nam ile yalanı uydurur ahmak

islamboli
Ben senin dikenlerini sevdim! Goncan bahar bülbüllerine olsun! Onlar susar kış geldiğinde! Solduğunda başında beni bulursun!
                                                                            İslamboli

Arzı Halimdir ya Resulallah


Peymaneyi gamda olan neşe ye bak sen, bağ-ı gülistan da her kuş bülbül kesilir..!!

İslamboli

amelika ve amerika kelimelerinin benzerliğindeki gerçek nedir diye merak eden var mı? amerikanın ve amelikanın kelime olarak sözlük karşılığını anlamını araştırdınız mı?!!

Ahir zamanda tasarruf Türk’ündür;

Ruhul Beyan Tefsirinin Müfessiri İsmail Hakkı BURSEVİ (doğumu miladi 1652) Hazretleri, İstanbul Kütüphanesi’nde kayıtlı “HADİS-İ ERBAİN“ adlı eserde Bakara Suresi 31. ayetin tefsirini yaparken şöyle diyor:


“Âdem’in cennetten çıkma vakti gelince Cenab-ı Allah bunu haber vermesi için CEBRAİL’İ gönderir. Cebrail durumu Âdem’e bildirir. “Âdem tınmadı“ yani emri duyma...zlıktan geldi. Cebrail durumu Allah’a bildirince Allah Teâlâ Cebrail’e: “Git ÂDEM’E LİSAN-İ TÜRKİ ile SÖYLE“ der. Cebrail gelir ve Türkçe olarak cennetten çıkma emrini tebliğ eder. “Âdem cennetten lisan-i Türki ile ‘kalk‘ dimekle kıyam idip çıkmıştır. Zira ahir zamanda tasarruf Türk’ündür.“(İstanbul Küt. 1317 nolu kitap, s.26 )


Cenab-ı Allah, Bakara Suresi 31,32 ve 33. ayetlerden öğrendiğimize göre: ”Âdem’e İlim vermiş, bütün isimleri ve eşyanın adını öğretmiştir.” Yani Âdeme kendi zürriyetinden gelen bütün milletlerin ve bu milletleri oluşturan bütün insanların adları ve dilleri öğretilmişti. (SAYAR, 1994), s.555

Bülbülün sevdası güle, diken ne yapsın! ?
 İslamboli



İnsandaki cüz-i irade kendini Haktan ayrı bildiğinde veya nefsinin emriyle hareket ettiğinde mümkün olabilir.
Sultan huzurunda kulun iradesi olur mu ???

İslamboli  

Ezelde hilkat yok, zuhur vardır!
 ALLAH,ALLAH,ALLAH,
ALLAH,ALLAH,
ALLAH,
  ALLAH...
 
İslamboli

Sadatı kiramın büyüklerinden Yakub-u Çerhi Hazretleri anlatıyor k.s.a;
Tereddüt içinde bulunduğum günlerden idi. İçimde öyle bir fırtına koptu ki, hemen Behaeddin-i Buhari hazretlerinin huzuruna kavuşmak için Kasr-ı Arifan’a gittim. Behaeddin-i Buhari hazretlerinin evlerine yaklaştığım zaman; yola çıkmış, beni beklemekte olduğunu gördüm. Beni yanına oturttu. Namaz kıldıktan sonra sohbete başladı. ...

Buyurdu ki:

“İlim iki kısımdır. Biri kalb ilmi; bu ilim, en faydalı olan ilimdir. Bu ilmi nebiler ve resuller öğretir. Diğeri lisan ilmidir. Bu ilim de Allahü teâlânın insanoğluna hüccetidir. Batın ilminden sana bir pay erişmesini ümit ederim.”

“Sadakat ehliyle oturduğunuz zaman, dikkatli olun. Çünkü onlar, kalblere girip himmetinize bakarlar. Biz, kendi kararımızla kimseyi kabul edemeyiz. Böyle memuruz. Bakalım bu gece bize ne işaret buyurulur. Eğer seni kabul ederlerse, biz de kabul ederiz.”


Ömrümde o gece kadar çetin ve zor bir gece geçirmedim. Saadet kapısının yüzüme kapanmasından korktum. Sabah namazını hocamla beraber kıldım. Namazdan sonra; “Sana müjdeler olsun, kabul işareti geldi. Biz insanları az kabul ederiz. Kabul ettiğimiz zaman da geç kabul ederiz. Tâ ki gelenlerin nasıl geldiği ve zamanının gelmiş olduğu belli olsun” buyurdu.

Halifesi Alâüddin-i Attar ile sohbet etmemizi emretti. Ben de onun yanına gittim ve vefatına kadar sohbetlerinde kaldım. Onun halifesi olarak insanlara doğru yolu gösterdim.

Yapmakla yapmamakda muhayyer bırakıldığımız bir şey de yapmamayı tercih ediniz.
İslamboli

BİZLER ALLAH İLE YAŞAMAYI UNUTTUK!!



Zayıf olduğunu kabul ve ikrar edene hem kullar hem de Allah c.c yardım ederken, insanlar bunu kabullenmedikleri için yalnızlığa ve çökmeye mahkûm!
İnsanın en büyük meziyeti acziyetini kabullenmemesi.
Bunu bir adım öteye taşıdığımız zaman kulluğumuz, Cenabı Allaha karşı acziyetimizdir. Bu öylesine derin ve ağır bir meseledir ki, Cenabı Hak ”ben bu yükü dağlara yüklemeye kalktım onlar reddettiler lakin bu insan ne akılsızdır, ne cahildir, hemen kabulleniverdi “dedi..
ALLAHIN İNSANI CAHİLLİKLE, TABİRİ CAİZSE AHMAKLIKLA İTHAM ETTİĞİ BU YÜKÜN ACZİNİ İKRAR EDEBİLMEK, ALLAH C.C H.Z NİN KULU HAKKINDAKİ HÜKMÜNÜ İKRAR ETMEK DEMEKTİR.
Yani, Ya Rabbi, sen ayetinle bunu söyledin, Vallahi ben bizatihi bunu yaşıyorum diyebilmektir.
İşte o andan sonra Allahın kuluna yüklediğinden dolayı acziyetini kabullenerek Cenabı Haktan yardım dilemeye başladığı andan itibaren, Allah Azze C.C H.z. o kulun ihtiyacı olan yardımın sebeplerini bir anda HALK etmeye başlar! Yani ayakkabınızın bağını bile benden isteyiniz derken Cenabı Hak, ayakkabı alacak param var ya Rabbi sana ihtiyacım yok demekle farkı var mı başka türlüsünün!
Kişinin acziyetini kabullenmesi!
La yukellifullah i nefsen illa vüs’eha..???
Biz o nefisleri yüklenemeyecekleri yükle mükellef kılmadık! Ayetinin manası itibari ile tezahürünü kul üzerinde görebilmenin tek yolu, Ya Rabbi, yükümü hafiflet demektir. Buda acziyetini ifade etmektir.
Bir ahbabım tarikata yeni dahil olduğunda, bir Aşk hali hasıl oldu onda, benim yanımdayken bir münacatta bulundu. Ya Rabbi gönder dedi,senden gelen her yükü ben çekerim!
Tuttum kolundan sen yanlış iş yaptın, her şeyi bekle! Dedim ve ilahi yük gelmeye başladı. Allah’ın c.c ilk yaptığı iş, eşini almak oldu! Çocukları ayrıldı yanından. Sonra başladı iflas etmeye. Her şeyi gitti. Sonra birinin yanında çalışmaya başladı. Karşı karşıya geldik. Ben sana bir şey söylemiştim hatırlıyor musun deyince kızardı, ben gene sözümdeyim dedi..Bak gene hata yaptın, yapma! Yapma!
BİZLER ALLAH İLE YAŞAMAYI UNUTTUK.
Bizler Allah ile yaşarken roman kahramanları gibiyiz. Her birimizin Cenabı Hakkın bize verdiği kimlik dışında başka kimlik kişilikleri var. Onu bir türlü terk edemiyoruz. Nedir bu?
NEFSİMİZ!
Bizi asla yalnız bırakmayan gecemizde gündüzümüzde uykumuzda hayalimizde bizden asla vazgeçmeyen bir nefsimiz var!
İslamın esası; insanın NEFSİNİ MUHATAP KABUL EDEREK TANIMAYA ÇALIŞMAK! Biz nefsimizi asla muhatap kabul etmeksizin aklımıza güvendiğimiz içinde nefsimize karşı hep mağlup oluyoruz.
Akıl boş bir şeydir!
Akıl çok şeydir!
Akıl en kıymetli olan şeydir. Ama en kıymetli olan EN DOĞRU OLAN DEMEK değildir. Neye benzer? Açlıktan nefesi kokan bir insanın on kratlık pırlanta broş takmasına benzer. O pırlanta broşun kıymetine kimsenin bir şey söylediği yok. Ama bir lokma ekmeğin hali kıymeti onunla beraber değildir.
Nefisle, akıl arasındaki hal aynen budur! Nefs dediğimiz şey varlık hakikatine uzak bize yakındır,varlık hakikatimizde kulluk,nefsimizde isyan vardır.
Yaşayan garip yoksul kişinin halidir bu. Akıl bir pırlanta broş gibidir! On kırat, yüz kırat…!
Ne zaman aklın kıymeti zarar vermeye başlar? İşte o nefs bir lokma ekmeğin fukarası, aklını broş olarak takmaya başladı mı insanın vücudunada,ruhunada,zarar vermeye başlar!
Çünki nefs, aklı onu kullanmakla aldatır. Akıl ve nefs bir araya geldiği zaman ruhaniyete perde olur. Yani vicdan dediğimiz şey, yani iman dediğimiz şey, yani asıl ihtiyacımız olan hayat dediğimiz şey nefsin güdümünde, sanki şeytanın ve avanesinin faaliyet alanındaki tek merciiymiş gibi olur.
Dinin ve Tasavvufun insanlara verebileceği en doğru istikamet insanın nefis ile olan alakasındaki çizgiyi çizebilmek. Yani birbirinin hakkına tecavüz etmeksizin yürümeyi becerebilirse insanoğlu… Bir sahil düşün, bir tarafı kum ya da kayalık bir tarafı deniz. Bir ayağın denizde, bir ayağın kumda ne kadar yürüyebilirsin?
Tercih etmelisin!
Ya denizden yürüyecek bir vasıta ya karadan yürüyecek bir kuvvete ihtiyacın var! Eğer nefsinle denize batmayı göze alabiliyorsan yüzme bilmelisin yetmez denizin içinde yaşayabilecek kabiliyetin olmalı!
Bunlar tasavvufun içindeki terbiye metotlarıdır.
Her insanın, gelen müridin haleti ruhaniyesine, nefsinin kuvvetine göre ilaç tayin edilir. Yol haritası çizilir. Böyle yap! Şöyle davran! Şu şekilde hareket et! O da zanneder ki aman aspirin gibi gidip alalım marketten başımız ağrıyınca içeriz! Değil..öyle değil..söz tutmak,yol gözetmek,terkib ve tertibe riayet,edep gözeterek kalp aynasını parlatmak gerekir.yolumuz büyüklerin kutlu yoludur,kılavuzumuz şeyimiz,sultanımız hazretleridir cenabı hak bizleri mahzun,mahrum bırakmasın nefsimize ve işlerin mahkum etmesin,aminn..
Ve minallhuttevfik

İslamboli


İnsanlara istediğini verirsen onlar mutlu olabilirler, ancak o mutluluğun kendilerini sürüklediği daha büyük mutsuzluklar dan haberdar olmadıkları için istediklerini elde etmeyince hırs ve kin duymaya başlarlar.
Evliyalar, muhatap kabul ettikleri insanların nefislerinde ve heva larında olanı görürlerde onları oyalama yoluna giderler. Aslında her geçen zaman onlar için hayra tekabul eder ve onlar vakt...in gelmesini gayrı ihtiyari olarak beklerler, sonra ilahi takdirin vakti geldiğinde olan işi kendi nefislerine mal ederek birde mutlu olur üstelik kendilerine çıkarttıkları pay vesilesiylede nefisleri tekrar kabarır bu böylece sürer gider ta ki akıl kemal bulup nefsin payını ortadan çıkartıncaya kadar.
 
islamboli

Mehdi aleyhisselam kimsenin hayal ürünü olmadığı gibi, kimsenin hayal ettiği gibide değildir. O vücud-u hakiki ve mevcud-u ilim, tarif-i mutlak dır (hadisi şeriflerle) te'lif i muallak değildir.
Bir kısım insanların zanlarıyla zuhur değil, ilahi takdirin tecellisiyle huzur dur, makamı halifetullahtır,
ALLAH c.c bizleri ona yardımcılar kılsın.

İslamboli

Bir mürid, şeyhine karşı olan muhabbeti vasıtasıyla an be an onun boyasıyla boyanır ve in’ikas yoluyla nurlanır. 
Bu muhabbet ve nur­lanma kâmil mânâda olursa bu hâle fenâ fişşeyh denir. 
Şeyhin, mü­ridi yetiştirdiğini, müridin de kendi istifadesini bilmesi şart değildir. 
Ni­tekim güneşin harâretiyle yavaş yavaş yetişen ve günlerin geçme­siyle olgunlaşan nebâtat yetiştiğini bilmediği gibi, onların kemale erme­sine sebep olan güneşinde bunu idrak etmesi gerekli değildir.
İslamboli


“İzzet ve azamet ister ki esbap, perdedar-ı dest-i kudret olsun aklın nazarında”

Aklın, CENABI HAKKIN kudretini ve azametini idrak edebilmesi için böylesi bir yaradılışa ihtiyacı vardı.
Görülen herşey aklın idraki olsada
 CENABI HAKKIN kudret ve azametidir.
Sebepler de dahi öylesine bir azamet varki bu ancak bir yaradışla mümkün olabilir.
 
İslamboli

Ey talibi aşk olan zavallı
Bilmezmisin bu yolun sonunda ecel var !!!

İslamboli

Hu esmasındaki vav harfi dervişi gösterir.
O vav olmaksızın hu esması varid olmaz ve
 hu esmasında derviş sırlıdır.
Aşk, hu esmasıyla canda can bulur.
islamboli

İlahi, kutsi nefesin, kalemin ucundaki elife boyun büktürmesidir vav harfi,
o nefes olmadan hu olmaz....

islamboli

Bu dünya hayatı her ne kadar insanlık için bir imtihan olsa da, yinede verilen hayat denilen mühletin her ferd adına özel bir imkan, tabiri caizse şans, bir fırsat olduğunu bilmesi gerekir, asr suresinde Cenab-ı Rabbul alemin "asra andolsunki insan hüsrandadır" derken, iman edenler, salih güzel amel işleyenler, hakkı tutup sabrı gözetenler müstesna diyor.
 İşte bu şekilde, kişinin hüsrandan kurtuluş reçetesini veriyor ve ona tanıdığı ömür fırsatıyla da destekliyor. 
Hadi bakalım, asra and edilerek hüsranda olduğu ifade edilenlerden mi yoksa müstesna kılınanlardan mısın ???
islamboli

Müminlerin annesi Hz.Aişe (r.a.) şöyle diyor :
-Dedim ki: Ya Resullullah, Kadir Gecesi'ni bilirsem onda ne şekilde dua edeyim? Şöyle buyurdu:
- Allahümme inneke afüvvün kerîmün tuhibbül afve fa'fü anni. (Allah'ım sen affedicisin, affı seversin, beni affeyle.)

RUH HASTA OLUR MU?!!

SALAT VE SALAM GÜZELLER GÜZELİ HABİBULLAH; EHLİ BEYT VE SAHABE'İ GÜZİN EFENDİLERİMİZİN ÜSTÜNE OLSUN.Ne mutlu hak yolunun erenlerine, meded ya Seyidi Sultan, 
meded ey Sultan-ul Evliya Şeyhim Hazretleri,

RUH HASTA OLUR MU?!!
Ruh asla hasta olmaz!
Ruhun hastalığı azgın bir fırtınada okyanusta çalkalanan kayık misali gibidir. Akıl onun için hasta olur. Yani nefsin fırtınası içerisinde aklı küçük bir kayıkla hareket ettirmeye kalkarsan batarsın! Bu kadar insanın bu hale gelmesinin sebebi bu değil mi? Her şeyi akıllarıyla ölçmeye kalkıyorlar. Ruhlarından bi haber yaşıyorlar!
Çok zekiyim, çok akıllıyım diyor, daha bir dakika önce uyandığı uykuda ne gördüğünden haberi yok!
Nerde akıl?
Öldün mü sen akıldan fariğ oldun? Boş oldun?
Aklın nerede?
Senin uyuman bir ilaç veya bir hastalık sebebiyle değil. Gayet sağlıklı kapattın gözlerini, o halde gördüğün ne? Bana izah et onu! Ya da gördüğünü niye unuttun. Aklın, hafızan ne? Elli yüz şeyi hatırlayacak yapın var!
Niye hükmedemedin aklına? Çünkü kendini parça parça ediyorsun. Ve hiçbir parçadan haberin olmadığı halde hala parçalıyorsun! Hani bir araba parçacısına götürsen dokunma der, neden? Her vidası başka başka öyle bir söker ki söktüğü vidalar onun için kıymetli bir değer ifade eder. O arabanın sökülmüş olmasıyla olmaması arasında ki tek fark montajdır.
İnsanda böyle bir varlık. Cenabı Allah yaratırken öyle mükemmel yarattı ki, bu mükemmeliyetteki hikmetten haberdar olamayan canlı anlamaz, haberdar olamayanın el uzatacağı bir şey değildir. Bu kadar sıkıntının sebebi bu!
İnsan ruhundan haberi olmadığı halde insanın karakter yapısının değişkenliğinden veya tesirlerinden haberi olmadığı halde, aynanın arkasında olanı göremediği halde, aynanın arkasından hüküm vermeye kalkıyor.
Veremezsin!
Veremezsin altında kalırsın!
Vebalinden ölürsün. Ölmek illa bu dünyada ölmek değil! Ölmenin en acısı nedir biliyor musun?
Kimsenin sahiplenmeyişidir! Ölümden beterdir o. Sahipsiz kalmak! Kim sahipsiz kalır? Reddedilen!
Onun için Cenabı Hak ahir akıbetimizi hayır etsin. Biz tek çaremiz olan o dur ki nefsimizi tanımak zorundayız. Bizden ne istiyor? Onun isteklerine ne kadar karşılık verelim?!
İşin mana yapısında, işin derinliklerinde çok farklı, çok acayip, çok değişik dünyalar var. Daha bu dünyanın vasat meselelerinden haberdar değilken başka boyutların, âlemlerin, dünyaların hayali veya arzusu kişiyi zayıflatıyor.
Öncelik kendimizle ilgili!
Bir kere önce kendimizden memnun olmak, razı olmak, razı olmaklığımızdan razı olmak! lazımdır. Polyannacılık oynamak değil.
Varlığın Allahın Rızası olduğunu bildiğimiz andan itibaren bütün itiraz yolları kapanıyor!
Varlığın Cenabı Hakkın tercihi ve Rızasıyla olduğunu bildiğimiz andan itibaren, inandığımız andan itibaren kavgalar sona eriyor! O halde itiraz ne için, red etmek kimi? Neyi? Ve hangi cüretle! Sen seni Yaradan’dan ve O’ nun senin için muradından razı ol, itirazın kendi arzu ve emellerine olsun, sen sana emredilen gibi doğru ol ve sonra bak bakalım dünya hayatına ait gönlünde ne itiraz ve nede rahatsızlık kalır. işte ruhun özlediği şey budur, yaradılış gayesine uygun bir hayat ve hakikat. Cenabı Hak cümlemizi rızasına uygun bir hayat yaşayıp öyle bir akıbetle huzuruna kabul eylesin, âmin.

Ve minallahuttevfik.


Salih İslamboli
Ya bil, ya bileni bul, olmadı bileni bulan birini!
Ya sor, ya soranı bul, olmadı soranı bilen birini!

İslamboli
Türkün Türkten başka dostu yoktur, müttefik olmak ila nihaye değildir, menfaatler çakıştığında görürüz kim dost kim düşman !
ALLAH c.c bu müslüman Türk milletini dini islama hizmetle donatmıştır ve yüce Peygamber sancağını emanet etmiştir, dualarımız ordumuzun muzafferiyeti ve düşmanlarımızın kahrınadır.!

İslamboli
... Pervaneye bak da gör nedir emeli, bülbül dediğin goncayı gördükte inlemeli, mecnuna kalan bir nice hikayattır, şimdi zaman baştan başa sahte hayattır!!

İslamboli

Konuşurken aklın kadar konuşursun, seyrederken gönlün kadar seyredersin,yeterki gönlünün aynasını karartma!

İslamboli

İnsandaki cüz-i irade kendini hak'tan ayrı bildiğinde veya nefsinin emriyle hareket ettiğinde mümkün olabilir. 
Sultan huzurunda kulun iradesi olur mu ???
İslamboli

Bir kaç hoşa gidecek rüya, kalbe gelen birkaç güzel hevatır, aklın ve zekanında yardımıyla, insan heva ve hevesini harekete geçirerek şeytanın oyuncağı haline getiriverir insanı!
İşte bu andan sonra her güzel olanın Cenabı Hakdan ve onun Veli kullarının kalbe teveccühünden olduğunu, nefse hoş gelen her şeyinde şeytan, avanesi ve dünyaya olan hevai ihtirastan olduğunu düşünebilmek ve ona göre davranmak kişideki marifet ve güzel ahlakı pekiştirir.

İslamboli

Tükendi nakti ömrüm 
dilde sermaye olan bir "ah" kaldı!

İslamboli

Tohumların çiçeğe dönme vaktidir artık, yağan rahmete aç kucağınıda bekle, bak esen rüzgar haber veriyor geleni!
Dinle, ibret al, hasretle bekle bekleneni!

İslamboli

AL BAŞINI AYAKLAR ALTINA!

“Aşkı canından eksik etme de iyi işlerin meyve versin, çoğaldıkça çoğalsın” (Divanı Kebir)

—Meyveden kasıt nedir?
Meyvenin ağaca faydası yoktur. Ağaç meyve vermeye başladıkça ondan zevk alır, lakin ağacın meyvesi kendinden gayriyedir!
Marifet odur! Kendinden gayriye meyve olabiliyorsan eğer bitti! Marifet odur! O zaman kıymetli olursun! 

Sen sana değer biçme derler, şu bahçenin kirazı hiç birine benzemez. Allahın Rahmetine kişi yolcu oldu mu, onun meyvesi kendinden gayriyedir!

“Göster dedim merdiveni, göster de göklere ağayım. Dedi ki: Merdiven, senin başındır, başını al ayaklar altına. Ayağını başının üstüne koydun mu yıldızların üstüne ayak basarsın. Heva ve hevesini yendin mi ayağını havaya atarsın, hadi gel.” (Divanı Kebir)


-Al başını ayaklar altına! Ne demek?
SECDE! Secdenin hakikatinden bahsediyor Hazreti Mevlana. Kişinin başını ayaklar altına alabilmesinin tek yolu secde yoludur. Benim anlım sizin ayaklarınızın bastığı yerdedir.
Secdede taharet, kademde lazımdır, secdede değil! Yani namazlık ayağın altına serilir, secde yerine değil!
Nefsini kandırabilmişsen alnını yere koyabilmek için zaten tutmuşsun demektir ucundan. Ama bu çok önemli, taharet kademdedir! Ayağını bastığın yere sahip çık. Ayağını sağlam bas!


 Acayip. Marifet alnını secdeye koyacak kadar nefsini tutabilmek! Alnını secdeye koyarken bil ki, senin başın yani senin nefsin ki, kasıt odur, herkesin nefsinden daha aşağı! 
Bil ki, herkesin nefsi senden üstün!
Bil ki herkesin yaptığı amel senden daha kıymetli, herkes senden daha kıymetli!

En aşağı olan sensin de! ve başını öyle koy secdeye!
O zaman işte seyredersin âlemleri…

O zaman işte Allah yükseltir seni, o secde ile sen yükselirsin!
Rucu edersin… H.z Muhammed Mustafa’nın (s.a.v)Ruhuyla…

Meseleye bakarken daima Allahın muhatap aldığı nefis ve emir haliyle bakmak lazım. ALLAHIN EMRİ! KULUN KULLUĞU! Eğer bunu doğru ayırt etmeyi başarıp, bunun üzerine hayatı inşa edebilirse insan o zaman yükselir şüphesiz!
Bizi yükselmekten alıkoyan şey nedir?
NEFSİMİZ!
Öylesine dolu, öylesine ağırlık var ki, bizim yükselmemize fırsat bırakmıyor. Tam bir parça yükseleceksin biniyor tepene, çöküveriyor. Tam bir parça felah bulacaksın biniyor omuzlarına çökertiyor seni.
Onun için İnşallah ur Rahman şu içinde bulunduğumuz zamanda bilhassa namazlarımıza, secdelerimize, ibadetlerimize, tespihimize dikkat etmemiz gerekiyor ki, nefsimizin ağırlığından kurtulup ruhaniyetimiz ferah edebilsin bir parça.


Bizi Rabbu Teâlâ’nın rahmet denizine ulaştıracak şey Nefis bineğidir. O nefis bineğine gem vuramadığımız için hep geri geri gidiyoruz. Hep aşağı, aşağı düşüyoruz.
Hâlbuki bir kere gem vurmayı becerebilirsen alır götürür seni taa uzaklara.!yukarılara taşır.

Her nefis vahşi at gibidir. İhtiyaç duyduğu şey sağlam bir binici!


Bir düşünsene nefis bineğinin üstünde kaç saniye kaldığını. Ne kadar ona hükmedebildiğini. Ne kadar ona engel olabildiğini. Ne kadar onun üzerinde kalmayı becerebildiğini. Düşün bakalım, Onun için Cenabı Hak akıbetimizi hayır etsin!


Her ne kadar noksanımız varsa, Cenabı Hak bizi en azından gönüllerimizi, hakkı hak bilecek kadar gönüllerimizi kandırmayı nasip etsin…


Ve elhamdulillah, noksanımızla, hatamızla, yanlışımızla birlikte bizi hakkı bekleyenlerden kıldı, bunun için de minnet ve teşekkürümüz var!
Ve minallahuttevfik.


İslamboli

GÖNÜL, KALP TEMİZLENDİKÇE PADİŞAHA SARAY OLUR!
 DİL TEMİZLENDİKÇE SARAYA TERCÜMAN OLUR!

İslamboli

TALİP OL! 
TALİM VE TERBİYE OLMAYA TALİP OL!

İslamboli

YA DİNLİSİN, YA DİNSİZ! BAŞKA KURTULUŞU YOK!
KALBİN DİNLİ AĞZIN DİNSİZ OLAMAZ!
KALBİM DİNLİ, AMA AKLIM DİNSİZ OLAMAZ!
 BİZ MÜSLÜMANIZ! ÖLÇÜ BU! MESELE BU!

İslamboli

Anlamaya çalış, ama maksat Allah olsun!

İslamboli

Ruhun nefsi yoktur. 
Ruh’tan gayri olan şey Nefstir!

İslamboli
Haya, utanmak Allahtan mı olmalı? 
Allahın yarattıklarından mı?

İslamboli

Cevabı olmayan hiçbir soru yoktur. 
Soru'nun var olduğu an cevaptan sonradır! 

İslamboli

Yerde Muhammed gökte Mahmud!

İslamboli

BU MUBAREK GECENİN SONUNDA ÜMMETİ MUHAMMEDİN FERAH VE FELAHINA VESİLE OLACAK BERATLARIN ALINARAK MEHDİ ALEYHİSSELAMA KAVUŞMAYI NİYAZ EDERİZ.

İslamboli

BURNUN KOKLAMASI AKLIN HAYAL ETMESİ GİBİDİR! 

Bunu unutma!

İslamboli

Deki, ALLAH BÖYLE İSTEDİ!

İslamboli

 

Sen hiçsin. 
GÜNEŞİN ETRAFINDA DÖNEBİLDİĞİN KADAR AYDINLIKSIN!  
 GÜNEŞİN ETRAFINDA DÖNEBİLDİĞİN KADAR SICAKSIN! GÜNEŞİN ETRAFINDA DÖNEBİLDİĞİN KADAR KIYMETLİSİN!

İslamboli

RUH VAR, CESET VAR, CAN YOK!

İslamboli
HİÇ BİR BAHANE HAKİKİ MAKSATIN ÖNÜNE PERDE OLAMAZ!

İslamboli

Her insan kendi nefsindeki Firavunu bulmalı,
 Firavunu bulup Musayı ortaya çıkarmalı!

İslamboli

Mana içindeki manayı görebilmek lazım!

 İslamboli

Zamanın ayrımı beş vakit olmak zorunda, 
sen zamanın neresindesin ona bak!!

İslamboli


Beklenen gelir, bekleyen bulur!


Gerçek iman, ancak o ismi tasdik ile geçerli olur.
Zira 
“Lâ İlâhe İllâllah” 
demekle beraber 
“ Muhammed Resûlullah”
ile tam kabul ve İman-ı Hakiki zuhur eder.

İslamboli

Ya iman ettim dediğin gibi yaşa yada yaşadığına iman et, 
isyan ancak iblise yüklendi ve bize tövbe kapısı hep açık bırakıldı. Şimdi, akıllıyım, okumuş adamım, zenginim, ailem kalabalık gibi çeşit türlü yükseklik ifadesi kullan sonrada kalbinin doğrusunu aklına reddettirir, bu zayıflıktır. 
Aczimizin ifadesidir ki akıl bunu da reddeder, zayıflatır direncini ve seni nefsine heva ve hevesine teslim ediveri...r işte akıl perdelendimi konuşan nefs olur, şeytana ait olan olur çünkü sen inandığın gibi davranmıyorsun, 
ibadetle ilgili olan kısmı da, önce haramları terket, onlarla beraber olanlarla oturma, yalnızlık çekiyorum diyorsan biraz kitap(kuran) oku sana ondan daha iyi dost bulamazsın,
 çünkü zaman akıp giderken büyük bir parçası lay lay lom olacaktır.

İslamboli

Akıl ve zaman, ikisini de sahibi bilir, ikiside takdir olunan kadardır, bizler sadece bizden yapılması gerekenin mes'uliyetini taşırız yüreğimizde.

İslamboli



Her uzun hikayenin en yakın yeri sonudur !!!

İslamboli

Kaf nedir? Zümrüd-ü Anka nedir?

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM,
Kovulmuş olan şeytan ve şeytan gibi olanlardan, her türlü fitne ve fitnecilerden, nefsimizin ve hevamızın zulmünden ve iğva larından CENABI RABBUL ÂLEMİNE SIĞINIRIZ.
SELAM VE SELAT,’’O’’ RAHMAN VE RAHİM OLAN MEVLAMIZIN PAK RESULÜ İKİ CİHAN GÜNEŞİ VE EFENDİSİ, İNSANLIĞIN İFTİHAR KAYNAĞI YARADILMIŞLARIN İLKİ VE SAHİBUL ŞEFAAT OLAN AHMED, MAHMUD, MUHAMMED, MUSTAFA S.A.V EFENDİMİZ, PAK EHLİ BEYTİ VE SAHABE’İ GÜZİN EFENDİLERİMİZ ÜZERİNE OLSUN.
VE YİNE O NUN YOLUNDA İZ VE İŞARETLERİYLE ÜMMETİ HAK YOLUNA TAŞIYAN EVLİYA VE ESFİYASINA SELAM İLE HİMMET VE NAZARLARINI TALEB EDERİZ. SAHİBUTTARİKAT SULTANIMIZ ŞEYH MUHAMMED NAZIM HAZRETLERİNİN YÜCE İHSAN VE İLHAMATIYLA BAŞLARIZ, MEDED YA SEYYİDİ, YA SULTANUL EVLİYA.


Kaf nedir?
Zümrüd-ü Anka nedir?
Kafdağı mutlak ulaşılması gereken menzildir. Zümrüd-ü Anka ise kişiyi o menzile götürecek olan vasıtadır!


Yaklaştıkça biz uzaklaşır mı? Hayır, Kafdağı uzaklaşmaz!

Biz yaklaştığımızı zannediyoruz! 

Yol engebeli olduğu için insana öyle hisler gelir. Hâlbuki bir menzile varmak için çok dağları çok tepeleri aşmak lazım. Her gördüğümüz tepeyi, yüksekliği Kafdağı zannedersek varacağımız yer bizi yanıltır.
Bu hayat ne için var? Bu hayat ölmek için var. Tek farkı ölürken doğru ve arzu edilen şekilde ölebilmektir. Zira beklenti bir kapıdan geçmekse eğer şu veya bu şekilde herkes o kapıdan gider marifet o kapıdan geçmeyi becerebilmek!


Nasıl geçmeli? Ya Elinde anahtarla, kilidi bularak..yada kapıyı çaldığında sana hoş geldin diye içeri buyur eden biri olacak..


İNSANI KAF DAĞINA TAŞIYACAK OLAN KENDİ BİNEĞİDİR!
ÇÜNKİ KAF DAĞININ YOLUNU ANKA KUŞU BİLİR!


Nerden bulalım bu Anka kuşunu? Nasıl çağıralım? Nasıl haber gönderelim de bizi de Kaf dağına götürsün Kaf dağına taşısın!
Kaf dağının ne olduğundan haberi olmayanın, Kaf dağını talep etmesinin manası nedir! Ya da Zümrüd-ü Ankayı sadece duymaktan ibaret olan bilgisinin, kişiyi Zümrüd-ü Ankaya kavuşturmasına imkân yok!
İmkânsız!
O halde öyle olmalısın ki, Zümrüd-ü Anka sana talip olmalı. Gel seni götüreyim Kaf dağına demeli…
Laf çok insanlarda, herkes her şeyi biliyor!
Olur mu?
Büyükler merkez olmuşlar hep, daire hep merkezin etrafına çizilir. Pergelin ayağı ne kadar geniş olursa olsun merkez değişmez! 

Dünya merkezin çevresinde dönüyor, güneşin etrafında dönüyor. Demek ki güneş merkezdir.

GÜNEŞ GİBİ OL! AYDINLAT! ISIT! Ama gerektiğinde YAK! YIK! YOK ET!


İşte o zaman, hem temkinle hem arzuyla yanaşırlar yanına. HİÇ KİMSE GÜNEŞSİZ OLMAZ!
Yakınlaştıkça tehlikesi artar, o mesafeyi koruyup gözetebilenler, o güneşten menfaatleniyorlar her daim!


İşte, sen merkez olmayı becerebilirsen ZÜMRÜD-Ü ANKADA senin etrafında gezinir!


KAFDAĞI SENDEN UZAK DEĞİL!
Zümrüd-ü Ankayı uzaklarda arama. Sen göremiyorsan yok değil ki, talebin önce kavuşmak olmalı ki, önce tanımak görmek olmalı ki kavuşmak bir mana ifade etsin!
Seni götürüp Everest dağının bir tepesine koysalar burası Kafdağı deseler, değil diyebilir misin? Götürüp seni Ağrı dağının tepesine gözlerin kapalı koysalar da açsalar tepede gözünü deseler ki, burası Kaf dağıdır! Hadi bakalım!
Değil diyebilir misin? Neyin peşinde koşarsın? bilmediğin şeyin!
AŞK! AŞK! AŞK! Diye tutturur millet!
Neye âşık olduğunu bilmeden tutturur. Sonra bulur, bulduğuna bu değil der!
Bu yalandır, bu oyalanmaktır ancak!
Asıl olan şey tanımaktır. İşte tanımanın yolu, alçaklardan geçiyor. Yukarılarda olmaz. Artık yukarısı menzilden çıkmıştır, yukarısı artık olmuştur!


“YAKINLAŞMAK YANMAKSA EĞER BEN YANMAYI TERCİH EDERİM”!


Bu AŞK’ın ifadesidir!


Âlimler derler ki, biz yanmayalım, seyredelim! Zamana ve akıla sınırlandırırlar varlığı. Bizim idrakimizde varlık zamana sınırlı değildir. Yani yanmak diye bir şey yoktur aslında! Çünkü yanmak dediğin şey yananın tezahürüdür. Acayip iş! Yanmak yananın tezahürü ise sen nesin, kimsin, nerdesin? Erenler sözcüsü yunus ermemin dediği gibi ilim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir, sen kendin bilemezsen bu nice okumaktır?


Demek ki zümrüd ü anka dediğin şey senin nefsindir! Ey akıl neyin peşinde koştuğundan haberin yok, ne yazık! Daha kendinden bi haber iken Kaf dağından haber sorarsın. nefs bineğinin ağzına vur gemi, at sırtına eğeri ve bin bakalım üstüne seni nerelere götürüyor?
Aradığın, merak ettiğin, görmek istediğin şeyler uzakta değil lakin seni ona taşıyacak bineğin sana izin vermiyor da boşa tüketiyorsun ömrünü.


İşte tarikat ve tasavvufun büyükleri insanlara bu bineğe binmeyi öğretirler, gayretleri bunadır.

Sana seni öğretirler ve sen sana aşina oldukça ayaklarının yerden kesildiğini görürsün, başkalarına gizli olanlar sana açıklanmaya yakınlaşmaya başlar. 
Bunu anladıysan zaten kâfidir, başlarsın yola dizilmeye o kervanın peşinden, yok hala anlamadıysan sana lazım olan şey kendine bir bakman ve sonra neden diye sormandır vesselam.
Ve minallahuttevfik,


Salih İslamboli

“SABIR, VAKTİ GÖZETMEKTİR” !


BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM.

Kovulmuş olan şeytan ve şeytan gibi olanlardan, her türlü fitne ve fitnecilerden, nefsimizin ve hevamızın zulmünden ve iğva larından CENABI RABBUL ÂLEMİNE SIĞINIRIZ.
SELAM VE SELAT, ’’O’’ RAHMAN VE RAHİM OLAN MEVLAMIZIN PAK RESULÜ İKİ CİHAN GÜNEŞİ VE EFENDİSİ, İNSANLIĞIN İFTİHAR KAYNAĞI YARADILMIŞLARIN İLKİ VE SAHİBUL ŞEFAAT OLAN AHMED, MAHMUD, MUHAMMED, MUSTAFA S.A.V EFENDİMİZ, PAK EHLİ BEYTİ VE SAHABE’İ GÜZİN EFENDİLERİMİZ ÜZERİNE OLSUN.
VE YİNE O NUN YOLUNDA İZ VE İŞARETLERİYLE ÜMMETİ HAK YOLUNA TAŞIYAN EVLİYA VE ESFİYASINA SELAM İLE HİMMET VE NAZARLARINI TALEB EDERİZ. SAHİBUTTARİKAT SULTANIMIZ ŞEYH MUHAMMED NAZIM HAZRETLERİNİN YÜCE İHSAN VE İLHAMATIYLA BAŞLARIZ, MEDED YA SEYYİDİ, YA SULTANUL EVLİYA.

Alimi mutlak olan CENABI ALLAH DIR, bir kısım kullarına uyanıklık ve idrak ile ihsanda buyurur ve o, dilediğine ihsanını bağışlar, azaltır veya çoğaltır. Varlık o na aittir ve emanetini taşıyabilenler muhakkak mesud olanlardır.Duamız odur ki bizleri o mübarek ve kutlu kullarıyla beraber eylesin.

Bir sohbetimiz esnasında zuhur eden bir cümleye binaen kardeşlerimizin sualleri ve kalbimize verilen cevaplardan ibarettir, nefsimizin ve aklımızın payı, sadece çeşmeden akan suya çeşmenin dahli kadardır vesselam.

“SABIR, VAKTİ GÖZETMEKTİR”!

- Ya vakit nedir hocam..! Neden kimine su gibi akar da kimine geçmek bilmez?
- Ya da bazen akar da bazen geçmek bilmez?

“ Vakit takdir olunandır, vakit ALLAH ın takdirine verdiği mühlet dir”

-Peki, aynı zaman diliminde yaşayan, aynı gayeyi güden insanlara bu farklı muamelesi nedendir? Daha doğrusu böyle hissetmenizdeki kusurumuz ne olabilir?

“Kul’un rızası rabbinedir sorgulamak ne haddimize. Bizler var’larımızın farkına vardığımızda yok’larımızın aslında hiç bir şey olmadığını anlarız yeter ki Rabbimizden razı olalım.”

-efendim sizi keşfi kerameti açık bir insansınız benim vaktim ne zaman gelir, Allaha kavuşurum?

“Estağfurullah, bizim ne haddimize. Takdire rıza kulun kulluğunu izharıdır, varlık eziyet haline gelmişse bil ki nefsin razı olmayışındandır.”

-sorun benim nefiste mi?
-sabır vakti gözetmekse,,vakit kısa ya da uzun oluyorsa, bu fark sabırda mı gizli acaba ?

“ Sorun razı olmamak, şikâyet etmekse eğer ilk şikâyet eden iblis olmuştu ve insan varlıktan şikâyet ediyorsa kimin işini gördüğünü anlayabilmelidir.”
“ Kısa veya uzun olması değil,asıl önemli olan takdirin tecellisidir ve vakti tayin eden ALLAH c.c dır."

-içinde bulunduğumuz hale şükürler olsun o zaman.

“ ELHAMDULİLLAH, şüphesiz her halimize şükürler Hamd’ u senalar olsun.
Bizler her şeyde daha üstün, daha arzumuza uygunluk arıyoruz, hâlbuki her bulunulan yerin daha aşağısı da var ve hiç aklımıza getirmeyiz bunu.”

- Allah razı olsun, belki gereksiz bir düşüncedir ama razı gelmek nefse zor geliyorsa, razılığın saadeti kadar olmasa da, razı gelinip gelinmeyen mesele ne ise unutmaya çalışmak da nispeten güvenli bir yol mudur acaba?

“ Evet, söylediğiniz gibi en azından o meseleyi görmezden gelmek daha doğrudur.”

-Allah razı olsun hocam. Güzel cevaplar verdiniz. Zamanın ardışık olduğunu düşünürdüm, hadiselerin birbirlerini oluşturduğunu. Ancak, zamanın çok büyük bir şimdiki zamandan oluştuğu kanısı bir süredir ağır basmakta. Önemli bir görüşmeden önce tecrübeli bir büyüğüm 'hiç merak etme, yapılacak bir anlaşma varsa, aslında yapılmış bir anlaşma vardır, sadece bunu henüz biz bilmiyoruzdur' demişti. Vuku bulmuş hadiselere karşı teslimiyet gösterebiliyorum elhamdülillah. Ancak zamana karşı doğru tutumu gösterebilmek için meseleyi doğru kavramam lazım. Bu iki teoriden hangisi doğrudur, tasavvufi açıdan nasıl kavramalıyız.

“ Zaman ile vakıa yı birbiriyle kıyas yapmayı bırakınca aslında zamanın sadece tayin olunana taşıyan bir araç, vakıa nın ise takdir olunan olduğunu anlarız. Yasin suresi 37 den 44 e kadar okuyun mealen ve bakın cenabı hak ne diyor…

37.Gece de onlar için bir delildir. Gündüzü ondan çıkarırız, bir de bakarsın karanlık içinde kalmışlardır.
38. Güneş de kendi yörüngesinde akıp gitmektedir. Bu mutlak güç sahibi, hakkıyla bilen Allah'ın takdiri(düzenlemesi)dir.
39. Ayın dolaşımı için de konak yerleri (evreler) belirledik. Nihayet o, eğrilmiş kuru hurma dalı gibi olur.
40. Ne güneş aya yetişebilir, ne de gece gündüzü geçebilir. Her biri bir yörüngede yüzmektedir.
41. Onların soylarını dolu gemide taşımamız da onlar için bir delildir.
42. Biz onlar için o gemi gibi binecekleri nice şeyler yarattık.
43.Biz istesek onları suda boğarız da kendileri için ne imdat çağrısı yapan olur, ne de kurtarılırlar.
44.Ancak tarafımızdan bir rahmet olarak ve bir süreye kadar daha yaşasınlar diye kurtarılırlar.

Anlamak isteyene bu AYETİ KERİMELER kafidir, anlamak istemeyenin kavgası ise kendi aklı ve nefsiyledir. Aşığa bir gül kafidir, hovardaya bir bahçe bülbül yetmez vesselam.
Ve minallahu Tevfik,

İslamboli


EY BAŞ OLMA SEVDASINDAKİ CAHİL, DAHA KENDİ YÜKÜNÜ TAŞIMAKTAN ACİZKEN, BAŞKALARININ YÜKÜNE TALİP OLMAYA KALKAN KİŞİ,
YARIN MAHŞER GÜNÜ, DÜNYADAYKEN PEŞİNE TAKILAN İNSANLAR YAKANA YAPIŞTIĞINDA SÖYLEYECEK SÖZÜN HAZIR GİBİ FÜTURSUZCA 
DAVRANIŞIN NEDEN?

İslamboli

EY BENLİK İDDİASIYLA ORTALIKTA GEZİNEN!
NE BİLİRSİN Kİ ! NEYİN İDDİASINDA OLASIN!
NEYİN ŞAHİDİSİN Kİ KENDİNE ŞAHİTLER TUTARSIN!
GEL VAZGEÇ İDDİANDAN Kİ KARŞINA İDDİA EDİCİLER ÇIKMASIN!
HAKİKAT VE HİKMET SAHİPLERİNİN YANINDA İDDİA BOŞ HAYALDEN İBARETTİR. HER İDDİA İSBATA MUHTAÇTIR, BAK BAKALIM SEN NEYİ İSPAT EDEBİLİRSİN!

İslamboli
İnsanın hayattan bekledikleri değildir asıl olan, gerçek, ALLAH'ın sana hayatta sunduklarıdır . Bunun farkına vararak teşekkür etmeyi becerebilenler mutlu olanlardır.

İslamboli
İstanbul tarihin her döneminde önemli bir merkez 
ve yol haritası olmuştur.
Masonik şeytani yapılanmanın izlerini ararsanız
 dikili taşları takip ediniz !
Mehdi a.s ın kutsal emanetleri almak üzere İstanbula geleceğini biliyorlar ve buna göre hazırladıkları bir planları var, hatırlarsanız yakın zamanda topkapı sarayında bir terör hadisesi yaşandı ve ne hikmetse sebep ve sonuçları asla tartışılmaksızın olay unutturluldu, buna benzer pek çok şey gerek gizli gerekse açık olarak yaşanıyor.
  Bir başka sebeb de Musa a.s ın Yuşa a.s ile çıktıkları Hızır a.s ı bulma yolculuğunun haritası İstanbuldur.
Yani anlıyacağınız,
İstanbul hikmet ve hikmetli işlerle dolu bir şehirdir.
İslamboli
Ey talibi aşk olan zavallı
Bilmez misin bu yolun sonunda ecel var !!!

İslamboli