BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM.
Kovulmuş olan şeytan ve şeytan gibi olanlardan, her türlü fitne ve
fitnecilerden, nefsimizin ve hevamızın zulmünden ve iğva larından CENABI RABBUL
ÂLEMİNE SIĞINIRIZ.
SELAM VE SELAT, ’’O’’ RAHMAN VE RAHİM OLAN MEVLAMIZIN PAK RESULÜ İKİ CİHAN
GÜNEŞİ VE EFENDİSİ, İNSANLIĞIN İFTİHAR KAYNAĞI YARADILMIŞLARIN İLKİ VE SAHİBUL
ŞEFAAT OLAN AHMED, MAHMUD, MUHAMMED, MUSTAFA S.A.V EFENDİMİZ, PAK EHLİ BEYTİ VE
SAHABE’İ GÜZİN EFENDİLERİMİZ ÜZERİNE OLSUN.
VE YİNE O NUN YOLUNDA İZ VE İŞARETLERİYLE ÜMMETİ HAK YOLUNA TAŞIYAN EVLİYA VE
ESFİYASINA SELAM İLE HİMMET VE NAZARLARINI TALEB EDERİZ. SAHİBUTTARİKAT
SULTANIMIZ ŞEYH MUHAMMED NAZIM HAZRETLERİNİN YÜCE İHSAN VE İLHAMATIYLA
BAŞLARIZ, MEDED YA SEYYİDİ, YA SULTANUL EVLİYA.
Alimi mutlak olan CENABI ALLAH DIR, bir kısım kullarına uyanıklık ve idrak ile
ihsanda buyurur ve o, dilediğine ihsanını bağışlar, azaltır veya çoğaltır. Varlık
o na aittir ve emanetini taşıyabilenler muhakkak mesud olanlardır.Duamız odur
ki bizleri o mübarek ve kutlu kullarıyla beraber eylesin.
Bir sohbetimiz esnasında zuhur eden bir cümleye binaen kardeşlerimizin sualleri
ve kalbimize verilen cevaplardan ibarettir, nefsimizin ve aklımızın payı,
sadece çeşmeden akan suya çeşmenin dahli kadardır vesselam.
“SABIR, VAKTİ GÖZETMEKTİR”!
- Ya vakit nedir hocam..! Neden kimine su gibi akar da kimine geçmek bilmez?
- Ya da bazen akar da bazen geçmek bilmez?
“ Vakit takdir olunandır, vakit ALLAH ın takdirine verdiği mühlet dir”
-Peki, aynı zaman diliminde yaşayan, aynı gayeyi güden insanlara bu farklı
muamelesi nedendir? Daha doğrusu böyle hissetmenizdeki kusurumuz ne olabilir?
“Kul’un rızası rabbinedir sorgulamak ne haddimize. Bizler var’larımızın farkına
vardığımızda yok’larımızın aslında hiç bir şey olmadığını anlarız yeter ki
Rabbimizden razı olalım.”
-efendim sizi keşfi kerameti açık bir insansınız benim vaktim ne zaman gelir,
Allaha kavuşurum?
“Estağfurullah, bizim ne haddimize. Takdire rıza kulun kulluğunu izharıdır,
varlık eziyet haline gelmişse bil ki nefsin razı olmayışındandır.”
-sorun benim nefiste mi?
-sabır vakti gözetmekse,,vakit kısa ya da uzun oluyorsa, bu fark sabırda mı
gizli acaba ?
“ Sorun razı olmamak, şikâyet etmekse eğer ilk şikâyet eden iblis olmuştu ve
insan varlıktan şikâyet ediyorsa kimin işini gördüğünü anlayabilmelidir.”
“ Kısa veya uzun olması değil,asıl önemli olan takdirin tecellisidir ve vakti
tayin eden ALLAH c.c dır."
-içinde bulunduğumuz hale şükürler olsun o zaman.
“ ELHAMDULİLLAH, şüphesiz her halimize şükürler Hamd’ u senalar olsun.
Bizler her şeyde daha üstün, daha arzumuza uygunluk arıyoruz, hâlbuki her
bulunulan yerin daha aşağısı da var ve hiç aklımıza getirmeyiz bunu.”
- Allah razı olsun, belki gereksiz bir düşüncedir ama razı gelmek nefse zor
geliyorsa, razılığın saadeti kadar olmasa da, razı gelinip gelinmeyen mesele ne
ise unutmaya çalışmak da nispeten güvenli bir yol mudur acaba?
“ Evet, söylediğiniz gibi en azından o meseleyi görmezden gelmek daha
doğrudur.”
-Allah razı olsun hocam. Güzel cevaplar verdiniz. Zamanın ardışık olduğunu
düşünürdüm, hadiselerin birbirlerini oluşturduğunu. Ancak, zamanın çok büyük
bir şimdiki zamandan oluştuğu kanısı bir süredir ağır basmakta. Önemli bir
görüşmeden önce tecrübeli bir büyüğüm 'hiç merak etme, yapılacak bir anlaşma
varsa, aslında yapılmış bir anlaşma vardır, sadece bunu henüz biz
bilmiyoruzdur' demişti. Vuku bulmuş hadiselere karşı teslimiyet
gösterebiliyorum elhamdülillah. Ancak zamana karşı doğru tutumu gösterebilmek
için meseleyi doğru kavramam lazım. Bu iki teoriden hangisi doğrudur, tasavvufi
açıdan nasıl kavramalıyız.
“ Zaman ile vakıa yı birbiriyle kıyas yapmayı bırakınca aslında zamanın sadece
tayin olunana taşıyan bir araç, vakıa nın ise takdir olunan olduğunu anlarız.
Yasin suresi 37 den 44 e kadar okuyun mealen ve bakın cenabı hak ne diyor…
37.Gece de onlar için bir delildir. Gündüzü ondan çıkarırız, bir de bakarsın
karanlık içinde kalmışlardır.
38. Güneş de kendi yörüngesinde akıp gitmektedir. Bu mutlak güç sahibi,
hakkıyla bilen Allah'ın takdiri(düzenlemesi)dir.
39. Ayın dolaşımı için de konak yerleri (evreler) belirledik. Nihayet o,
eğrilmiş kuru hurma dalı gibi olur.
40. Ne güneş aya yetişebilir, ne de gece gündüzü geçebilir. Her biri bir
yörüngede yüzmektedir.
41. Onların soylarını dolu gemide taşımamız da onlar için bir delildir.
42. Biz onlar için o gemi gibi binecekleri nice şeyler yarattık.
43.Biz istesek onları suda boğarız da kendileri için ne imdat çağrısı yapan
olur, ne de kurtarılırlar.
44.Ancak tarafımızdan bir rahmet olarak ve bir süreye kadar daha yaşasınlar
diye kurtarılırlar.
Anlamak isteyene bu AYETİ KERİMELER kafidir, anlamak istemeyenin kavgası ise
kendi aklı ve nefsiyledir. Aşığa bir gül kafidir, hovardaya bir bahçe bülbül
yetmez vesselam.
Ve minallahu Tevfik,
İslamboli